Eğitim Sistemimiz

MONTESSORI EĞİTİM PROGRAMI (2,5 - 6 YAŞ)

Montessori programı öz güven, insiyatif, ne istediğini bilme ve uygulama, bağımsızlık, konsantrasyon, düzenlilik, yardımlaşma ve başkalarına karşı saygıyı yerleştirme ve geliştirme üzerine hazırlanmıştır.

Dr.Montessori bir insanın başka bir insan tarafından eğitilebileceğine inanmamaktadır. Birey bu işi ancak kendisi yapabilir. Gerçek bir eğitim verilen sınıfta geçirdiği uzun saatlerden sonra da öğrenmeye devam eder çünkü birey doğal bir merak ve öğrenme arzusuyla motive edilmiştir.

Bu yüzden Dr.Montessori, 2,5 - 6 yaş çocuğuna verilecek eğitimin çocuğun beynini direkt olarak bilgi ile doldurmak yerine, çocuğun doğasında var olan öğrenme isteğini gerçekleştirecek bir programa yönelik bir eğitim olduğunu belirtmiştir.

Montessori sınıflarında yukarıda amaçlara İki türlü ulaşılır; birinci olarak zorlama yerine çocuğun öğrenme zevkini kendisinin yaşaması, ikinci olarak da çocuğun öğrenme mekanizmasını mükemmelleştirmeye yardımcı olmak.

Yetişkinler için sıradan olan bulaşık yıkama, sebze doğrama, ayakkabı cilalama gibi olaylar küçük çocukların gözünde yapılabilecek önemli görevler arasındadır.

Taklit etmek küçük bir çocuğun içindeki en önemli ve kuvvetli dürtülerden biridir. Bu alanda çocukların konsantrasyon ve koordinasyonlarını arttırmak için sınıf içi çalışmaları bu aktiviteleri çocuğa sağlar. Bu çalışmaları gerçekleştirirken çocuklar bir işlemin tamamlanması için gereken sırayı takip ederler ve detaylara da önem vermeyi öğrenirler.

Sonuç olarak bir aktiviteden diğerine geçmeden önce, çocuklar çalışmalarını bitirip, kullandıkları materyalleri yerine koyarak iyi bir çalışma disiplinine sahip olurlar.

Duyular : Montessori eğitiminde, duyularla ilgili yapılan etkinlikler çocuğun daha önce öğrendiklerini sınıflandırmasına, birbirinden ayırmasına ve aralarında bağlantı kurmasına yardımcı olur. Bu aşama Dr. Montessori'ye göre bilinçli öğrenmenin başlangıcıdır.

Matematik : Dr. Montessori, bir çocuğun matematik malzemeleriyle erken yaşlarda çalışma yapması durumunda, çocuğun matematiksel bir çok yeteneğini eğlenceli bir şekilde geliştirebileceğini gözlemlemiştir. Oysa ki bu yeteneğin ileride sadece kağıt üzerinde öğretilmesi çocuk için çok eziyetli ve zor bir dönemdir. Dr. Montessori saymaya ilgi duyan çocukların sayılara ve numaraladıkları nesnelere dokunmayı ve onları hareket ettirmeyi sevdiklerini izledikten sonra buna uygun materyaller hazırlamıştır. Çocuklar bu materyalleri ayırarak, paylaşarak, sayarak ve mukayese ederek temel matematik işlemlerini kendi kendilerine gözlemler ve öğrenirler.

Dil : Montessori Eğitiminde çocuklar harflerin İsimlerini sırayla öğrenmeden önce harflerin sesletimlerini öğrenirler. Önce sesletimler öğretilir çünkü bunlar ileride okuyabilmeleri için gerekli olan kelimelerin sesleridir. Çocuklar bu sesletimleri öğretmenin verdiği zımparalı harflere dokunarak öğrenirler ve bu da çocukların ilgisini çok çeker. Okuma eğitimi, çocuğun zımparalı harfleri kullanmasına yönelik ilgisinin artması ve gördüğü kelimelerin ne demek olduğunu sormaya başlamasıyla başlar. Yazma çalışmaları ve harf kartlarını kullanarak kelime üretmek okuma eğitiminin alışkanlığını sağlar. Çocuklar gramer kurallarını oyunlarla öğrenir. Örneğin; isimler nesnelere verilen adlardır, sıfatlar isimleri tarif eder ve fiiller hareket bildiren kelimelerdir. Bu aktivite çocuk için çok eğlencelidir.

Coğrafya : Yaz-boz haritaları en popüler aktivitelerden biridir. Başlangıçta çocuk bu haritaları sadece yap-boz oyunu olarak kullanır. Aşamalı olarak ülkelerin isimleriyle beraber iklimleri ile ilgili bilgileri de öğrenirler. Çocuklar ayrıca ada, yarımada, dağ gibi coğrafi şekilleri ve kavramları yap-boz ile öğrenirler.

Tarih : Dr.Montessori tarih kavramını zaman dilimlerinin kullanılarak verilmesini önerir. Zaman dilimleri rulo yapılmış uzun kağıtlardan yapılır ve sınıfta yere serilir. Tarihteki belirli olaylar belirtilerek işaretlenir.Tarih kavramını çocuklara tanıtmak, çocukların kendi hayatlarıyla ilgili zaman dilimlerini belirtmeleriyle başlar ve ilk başa da çocukların bebeklik resimleri koyulur.

Kültür : Çocuklar diğer ülkelerin gelenek, müzik, yemek, iklim, dil ve hayvanlarını keşfederek dünya ile ilgili bilgi sahibi olurlar. Bu da çocukların diğer kişilere karşı bilinçli, anlayışlı ve toleranslı olmasını sağlar. Daha doğrusu dünyadaki tüm insanlara karşı sevgi sahibi olmasını sağlar.

Beslenme ve Pişirme : Çocuklar sağlıklı bir vücut için gerekli olan dört ana besin grubunu öğrenirler. Yemek, pasta ve kurabiye yaparlar ve bu da en çok hoşlandıkları aktivitelerden biridir.

Resim � Seramik : 2,5-6 yaş grubu için sanat, eğlenceli bir şekilde kendisinin bir şeyler yaratmasıdır.Çocuk bir çok yolla hayallerini keşfetme özgürlüğüne sahip olur. Sanat etkinliğinin en önemli noktası da budur, ortaya çıkan eser değildir.

Müzik : Çocuğun müziğe ilk yaklaşımı ritm ve çocuğun ritme verdiği doğal cevaptır. Grupla birlikte şarkı söylemek, Montessori zilleri ve tahtaları bu programın birer parçasıdır.

Bilim ve Doğa : Fen etkinliğinde,çocukta yaradılıştan gelen merak duygusu ve keşfetme, projeler ve deneylerle desteklenir ve geliştirilir. Bitki ve hayvan grupları düzenli bir şekilde çalışıldığı taktirde çocukta onlara karşı sevgi ve taktir etme duygusu yaratır.

Nezaket ve Davranış : Uyum,davranış ve diğer kişilere saygı çocuğun sosyal çevre bilinci geliştirilerek 2,5-6 yaş arasında verilir.

Spor : Bahçede oyun, egzersizler ve temiz hava çocuğun gelişiminde önemlidir. Etkinlikler başlamadan önce yoldan gelen çocukların birkaç dakika egzersiz yapmaları çocuklar açısından faydalıdır.

İletişim : Okul öncesi çocuğuna dört ana alan tanıtılır; duyuları tanıma, net ve açık iletişimin sağlanması, sorumluluk, kişiler arası olabilecek sorunları çözebilme yeteneği.

MUZlKTE ORFF SCHULWERK NEDİR?

Alman besteci Carill Orff (1895- 1982) belki de sadece Carmina Burana ve C'atulli Carmina operalarının bestecisi olarak bilinir. Oysa ki * Çocuk için müzik * eğitim çalışmasıyla tüm dünyada yeni bir eğitim hareketinin esin kaynağı olmuştur Orff Schulwerk denince aklımıza ritim-müzik-dans (hareket) gelmelidir. Bu üç öğe sürekli olarak birbirini destekler.

İnsanda konuşma, müzik ve dansın (hareketin) ortak dili ritimdir. Çocukların dünyasında konuşma ve şarkı söyleme, şiir ve müzik, müzik ve hareket, oyun ve dans henüz birbirinden ayrılmamıştır ve bunlar temelde bölünmezdir. Hepsi oyun iç güdüsü tarafından yönetilir. Müzik ve hareketin birliği çocukta doğal olarak vardır.

Türkçe karşılığı vurmalı ezgisel çalgılar olarak adlandırabileceğimiz org çalgıları ezgili ve ezgisiz olarak ikiye ayrılır. Ezgili Orff çalgıları; ksilefonlar. metalofonlar, glockenspiel vb. ezgisiz çalgılar ise, davullar, def, çeşitleri, tahta agoga, melal agoga, çelik üçgen, kastanyet, bilek, parmak ve el zilleri, tahta ritm çubukları, ses tahtaları, vb. ritm çalgılarıdır.

3-5 Yaş gurubu çocukların çalabileceği bir çalma kolaylığına sahip bu çalgıların uzun bir ön çalışmaya gerek olmaksızın iki bagetle hemen çalınabilmesi özellikle küçük yaştaki çocukların çalgı üzerinde bildikleri ezgiyi aramaya kalkmaları, çocukların yaratıcı yanlarını ortaya çıkarması, çalgıların tınılarının ilgi çekici olması sürekli akortlu kalması gibi bir çok avantajları ve yararları vardır.

Orff Sculwerk' e göre önemli olan şarkılar değil temel deneyimler ve geçirilen yaşantılardır. Müzik eğitiminin ilk amacı çocuğun kendini doğaçlama yeteneği ile dışarı vuran yaratıcı yeteneklerinin geliştirilmesidir. Sosyal olmasını, kendini ifade edebilmesini sağlamaktadır, Orff bedensel, ruhsal, interaktif öğrenmedir. Her şey oyunla öğrenilir. Bu amaca hazır ve genellikle çok karmaşık bir malzeme sunarak değil ancak çocuğun kendi müziğini kendi düzeyinde yapmasına yardımcı olarak ve buna ilişkili bir çok faaliyetle birleştirerek ulaşılabilir.

ÇOKLU ZEKA
Yıllar sonra bir yeteneğimizi keşfettiğimizde çok şaşırıp, küçükken bu yeteneğin keşfedilip üzerine eğilinseydi neler olabilirdi diye belki de biraz üzülerek düşündüğümüz olmamış mıdır hiç?

Ama ne yazık ki bizim zamanımızda zeki olmak demek sadece matematik ve sözel zekanın pırıltılarının keşfedilmesi demekti... Ve matematik öğrenemiyorsanız zeki sayılamıyordunuz...

Oysa Gardner zekanın, insanın pek çok özelliğini ve etkinliğini içine alan kapasitedeki bir kavram olduğunu ve sekiz türe ayrılabileceğini ileri sürmektedir. Tüm çocuklar bu zeka türlerine çeşitli düzeylerde sahip olarak doğarlar ve bazılarına daha çok eğilimleri olabilir.

Sözel Zeka

Bu zeka büyük olasılıkla bize en tanıdık gelen ve en iyi bildiğimiz türdür. Hepimiz ayakta olduğumuz zamanların çoğunu sözel zeka kullanarak geçiririz. Genel eğitim sistemlerimizin ana vurgularından biri de budur. Çağdaş zeka araştırmacılarına göre üç binden fazla farklı konuşabilme yeteneğiyle doğarız. Ama doğduğumuzda bunlardan herhangi birini bile konuşabilir durumda olmayız! Çevremizde kullanılan dille etkileşimde bulunmaya başladığımızda beyin dilin tüm sesi tanıyabilir durumdadır. Kültürel motiflerle, duyma sıklığıyla, bu sesi taklit etme girişimleriyle ve çok büyük bir olasılıkla kendi ayakta kalan içgüdülerimizle dil beynimize iyice yerleşir. Genellikle bu potansiyel dillerden yalnızca birini yada ikisini tam olarak hakim olabildiği karmaşık dil sistemleri haline getirebiliriz. Sözel zeka dille yaptığımız her türlü çalışmayla ilgilidir. Gazete, kitap, satın aldığımız çeşitli ürünlerin üzerindeki etiketleri okuyabilme yeteneği, düz yazı, şiir, rapor ve mektup yazabilme yeteneği, dinleyiciler önünde konuşma yapabilme yada bir arkadaşınızla sonuç edebilme yeteneği gibi. Başka birinin konuşmasını dinleyebilme ve ne söylediğini hemde ne gibi bir mesaj vermek istediğini anlayabilme sözel zekanın ilgili olduğu alanlardır.

Matematiksel Zeka

Bu tür zekaya sahip olan insanlar, mantık kurallarına ve benzerliklerine, neden-sonuç ilişkilerine ve bunlara benzer soyut işlemlere karşı çok hassas ve duyarlıdırlar. Bu kişiler kategorilere veya sınıflara ayırarak, genelleme yaparak, hesaplayarak, mantık yürüterek ve soyut ilişkiler üzerinde çalışarak iyi şekilde öğrenirler. Mantıksal - matematiksel zekası kuvvetli bir öğrenci;

1- Olayların oluşumu ve işleyişi hakkında çok soru sorar.
2- Soyut ve kavramsal düşünebilir.
3- Bilgiler arasında bağlantılar kurar.
4- Güçlü bir muhakemesi vardır.
5- Satranç ve briç gibi oyunları oynamaktan zevk alır.
6- Matematiksel problemleri kafasında kolayca ve çabucak çözer.
7- Matematik dersini sever.
8- Matematiksel hesaplama oyunlarını ilginç bulur.
9- Mantıksal bulmacaları çözmeyi ve satranç veya dama gibi stratejik oyunları oynamayı sever.
10- Olayları ve nesneleri kategorilere ayırmayı veya onları hiyerarşik olarak düzenlemeyi sever.
11- Yüksek düzeyde bilişsel düşünme becerisi içeren deneylere katılmayı sever.
12- Yaşıtlarına kıyasla soyut düşünebilme ve sebep-sonuç ilişkisi kurabilme kabiliyetleri çok iyi gelişmiştir.

Görsel Zeka

Bu tür zeka alanı, bir bireyin objektif olarak gözlemleme veya görsel ve uzaysal fikirleri grafiksel olarak sergileme kabiliyetlerini içerir. Bu zekaya sahip olan insanlar, renge, çizgiye, şekle, biçime, uzaya ve bu olgular arasındaki ilişkilere karşı aşırı duyarlıdırlar. Bu kişiler varlıkları veya olguları görselleştirerek veya renklerle ve resimlerle çalışarak en iyi şekilde öğrenirler. Bu zekası kuvvetli olan bir öğrenci;

1- Haritaları, çizelgeleri ve diyagramları yazılı materyallerden daha kolay okur.
2- Sanat içerikli etkinlikleri sever.
3- Arkadaşlarına oranla daha çok hayal kurar.
4- Yaşma göre yüksek düzeyde beceri gerektiren figürleri ve resimleri çizer
5- Filmleri, slaytları ve diğer görsel sunuları izlemeyi tercih eder.
6- Bulmaca çözmekten hoşlanır.
7- Renklere karşı çok duyarlıdır.
8- Resimli yayınlardan daha çok hoşlanır.
9- Elinde bulunan materyallere bir şeyler çizer.
10- Daha önce gittiği yerleri kolay hatırlar.
11- Yaşına göre ilginç üç boyutlu yapılar veya modeller oluşturur.
12- Okurken kelimelere oranla resimlerden daha çok öğrenir.
13- Varlıkların görsel imgelerini çok iyi çizer

İçsel Zeka

Bu zeka türü ile bir kişinin kendini objektif olarak (kendisinin zayıf ve kuvvetli olduğu yanları ilebirlikte) değerlendirmesi, duygularının, isteklerinin ve ihtiyaçlarının farkında olması, kendini iyi disipline etmesi ve kendine güvenmesi gibi yetenekler kastedilir. Başka bir deyişle kişiye dönük zeka, bir kişinin kendisini başkalarının gözüyle görebilmesi kabiliyetidir. Kişinin kendini anlaması, kim olduğunu, ne yapmak istediğini ve neyi yapmak istemediğini veya çeşitli durumlarda nasıl davranması gerektiğini, nelerden uzak durması ve nelere yönelmesi gerektiğini bilmesidir. Bu zekası kuvvetli bir öğrenci;

1- Bağımsızlık duygusu güçlüdür.
2- Kendisinin kuvvetli ve zayıf yönleri hakkında gerçekçi bir görüşe sahiptir.
3- Yalnız oynamaya veya ders çalışmaya bırakıldığında daha başarılıdır.
4- Hakkında çok fazla bahsetmediği en az bir ilgisi, hobisi vardır.
5- Ne yaptığını çok iyi bilir.
6- Hayattaki amacının ne olduğuna ilişkin iyi bir anlayışa sahiptir.
7- Kendi başına kalmayı tercih eder.
8- Duygularını, hislerini ve düşüncelerini açıklıkla ve doğru olarak dışa vurur.
9- Hayattaki başarısızlıklarından ve başarılarından her zaman ders almasını bilir.
10- Kendine güveni yüksektir.

Bedensel Zeka

Bu tür zeka alanı, koordinasyon, denge, güç, esneklik ve hız gibi bazı fiziksel özelliklerin yamsıra, dokunsak nitelikteki bazı becerileri de içermektedir. Bu zeka türüne sahip bireyler, yaparak-yaşayarak, dokunarak ve hareket ederek en iyi şekilde öğrenirler. Bedensel - kinestetik zekası kuvvetli olan bir öğrenci;

1- Duygularını belirgin olarak vücut diliyle ifade eder.
2- El becerileri iyidir.
3- İnsanlara, canlı ve cansız varlıklara dokunmaktan hoşlanır.
4- Bir veya birden fazla sportif faaliyetlerde başarılıdır.
5- Bir yerde uzun süre kaldığında hareket etmeye, kımıldamaya veya ritim tutmaya başlar; yerinde duramaz.
6-Başkalarının jestlerini, mimiklerini ve yüz ifadelerini kolaylıkla taklit eder.
7- Gördüğü her nesneyi dokunarak inceleme ve analiz etme eğilimindedir.
8- Koşmayı, sıçramayı, güreşmeyi ve benzeri fiziksel aktiviteleri yapmayı sever.
9- Motor becerileri gerektiren etkinliklerde başarılıdır.
10- Kendini anlatmada kendine özgü dramatik bir yolu vardır. Çamurla oynamayı veya diğer dokunsak nitelikteki deneyimlere ve etkinliklere katılmayı sever.

Sosyal Zeka

Bu zeka türü ile bir insanın diğer insanlardaki yüz ifadelerine, seslere ve mimiklere olan duyarlılığı ve diğer insanlardaki farklı özelliklerin farkına vararak onları en iyi şekilde yorumlama ve değerlendirme yeteneği kastedilir. Bu nedenle sosyal zekası güçlü olan kişilerin, bir grup içinde grup üyeleri ile işbirliği yapma, onlarla uyum içinde çalışma ve bu insanlarla sözlü ve sözsüz iletişim kurma gibi yetenekleri söz konusudur. Bu zeka türüne sahip insanlar, genellikle başka insanların yaşantılarını iyi algılarlar ve denilebilir ki, onların duygularını ve ihtiyaçlarını adeta yüzlerinden okurlar. Sosyal zekası kuvvetli olan bir öğrenci;

1- Arkadaşları ya da akran grupları içinde sosyalleşir.
2- Grup içerisinde doğal bir lider görünümündedir.
3- Problemi olan arkadaşlarına öğüt verir.
4- Organizasyonların, komitelerin baş elemanıdır.
5- Diğer insanlara bir şeyler anlatmaktan hoşlanır.
6- Arkadaşları onun fikirlerine değer verir,
7- Dışarıda iken kendi başının çaresine bakabilir.
8- Başkalarıyla birlikte çalışmayı ve oyun oynamayı sever.
9- En az bir veya birden fazla yakın arkadaşı vardır.
10- Arkadaşlarını sık sık arar.
11- Başkaları daima onunla birlikte olmak ister.
12- Başkalarına karşı empati duyar ve onları önemser.

Müziksel Zeka

Bu zeka türü ile bir kişinin bir müzik parçasındaki ritme, akustik düzene, melodiye, müzikteki iniş ve çıkışlara, müzik aletlerine ve çevreden gelen seslere olan duyarlılığı kastedilir. Bu zeka türündeki bireyler en iyi ritim, melodi ve müzikle öğrenirler. Bu zekası kuvvetli olan bir öğrenci;

1- Şarkıların melodilerini çok iyi hatırlar.
2- Güzel şarkı söyleyebilme sesine ve yeteneğine sahiptir.
3- Bir şarkının makamını, notalarını, eslerini ayırdedebilir.
4- Öğrendiği şarkıları paylaşmak ister.
5- Herhangi bir müzik aletini çok iyi çalar ya da bunun eğitimini almak ister.
6- Konuşurken veya hareket ederken elleri ve ayakları ile ritim tutar.
7- Farkına varmadan kendi kendine mırıldanır.
8- Ders çalışırken farkında olmadan masaya vurarak ritim tutar.
9- Çevresindeki seslere duyarlıdır.
10- Bir şarkı duyduğunda farkında olmadan ona eşlik eder.
11- Müzik çalan bir ortamda daha verimli çalışır.

Doğasal Zeka

Gardner geliştirdiği çoklu zeka kuramma sonradan (1996'da) doğa zekasını da eklemiştir. Doğa zekası; bölgesel ya da küresel çevre değişikliklerini açıklama, ev hayvanları, doğa hayatı, bahçe ve park ilgisi, teleskop ya da mikroskop kullanarak doğayı çekme davranışlarını kapsar. Bu zeka çevreye ait çok ince ayrıntıları ve örüntüleri fark edebilme ve ele alabilme yeteneğidir. Bu zekaya sahip bir öğrenci;

1- Hayvanlara karşı çok meraklıdır.
2- Açık havada olmaktan hoşlanır.
3- Bahçede bitkilerle uğraşmaktan hoşlanır.
4- Doğadaki varlıkları tanıma ve sınıflandırmaya meraklıdır.
5- Değişik bitkilere ve hayvanlara karşı ilgilidir.
6- Bir hayvan besler ya da beslemek ister.
7- Çevre kirliliğine karşı çok duyarlıdır.
8- Doğa ile ilgili dergi, kitap ve filmleri takip eder.
9- Doğa olaylarına karşı meraklıdır.
10- Doğayla baş başa kalmaktan hoşlanır